Ana içeriğe atla

Teşekkür


O geceyi hiç unutmuyorum. Taşın üzerinde oturup, ayaklarımız sarkıtıp otelin önünde sigara içtiğimiz o geceyi. Sana ilk sırnaştığım gece gördüğünü anlattığın o rüyayı ve rüyanda gördüğün koridorda koşan o çocuğu. İlk balışlarından etkilenmiştim senin. Beni ilk cezbden şeyin aslında bakışların olduğunu sonradan fark ettim. O gözlerin ve göz hanende duran o 2 küçük siyah nokta.

Unutmuyorum hiç birini, arabada oynaşmalarımızı, otoparkta gizli sevişmelerimizi ve öpüşürken karşımıza çıkan, son saniyede toparlanıp durduğumuzda asansöre binen amcanın birşeyi anlamasını ve olayı çözemediğini belli eden bakışlarını.

Ve Gölyazıyı, elele gezmelerimizi ve burnuma çocukluğumu getiren keskin kömür kokusunu. 

O kadar çok  duyguyu unutmuşum ki, hepsini geri kazanırken yaşadıklarımı unutmuyorum. Her anı hafızamda yer eden,derinlerde kalmış ama muhafaza ettiğim heyecanların geri gelmesini sağlayan geri yükleme noktaları gibi. 

Sen huzurlu şekilde çalışırken seni rahatsız etmelerim, sana attığım gel sevişelim bakışlarım, gözümün içine bakıp beni onaylaman ve beni alıp alıp görürmen ve elimi bacağına koyup sıcaklığı hissettirmen. O kadar net ki her şey. Benim gibi bir karaktere sana çok yakışan, sana özgü, patavatsız, direkt ama asla kötü niyetli olmayan şekilde müdahale etmen. Bana beni gerçekten düşünen biri olduğunu hatırlatman. 

Gittiğimiz yerlere gittiğimde boşlukta gibiyim, tek başıma gitmek, dolaşmak yada yemek yemek anlamsız geliyor bana. O Panna Cotta hep tatsız. Ama ekmekler hala güzel.

Gemlikten geçerken her seferinde - İşte diyorum burada seviştik biz. Bursa İstanbul yolu 37. km İstemsizce elimi burnuma götürüyorum. Kokluyorum ama tek gelen koku dezenfektan. Sonra üzülüyorum, o zamana kadar geldiğim stabil hız değişiyor ve yol daha hızlı akmaya başlıyor. Gittiğim mesafe kısalıyor ama kalbimin sızısı uzuyor. O günden sonra o mekana bir daha et yemeye gitmedim. Çünkü lezetli olan et değil, seninle yol boyu yaşadıklarım. 

Şu saçma sapan yaşadığım olaylarda hep yanımda oldun hiç kendini benden esirgemedin, yüksek oktavdan gülerek yada gözümün içine bakıp - Geri zekalı demen en çok aradıklarımdan şu hayatta. Bana yol gösteriyor senin kahkaların. O kıvrak, masum ama alttan neyi anlatmak istediğin o kaltak bakışların. 

Dün gece sen uyurken çıkmadım yanından. Yorgunluktan uyuyakalığında istemsizce yataktan aşağı sarken elini tuttum, öptüm. Sonra duramadım elini bıraktım ayağa kaktım. Sırtın üşümesin diye kontrol ettim üzerini, yorganı düzelttim. Sen bu sırada yarı baygın yatarken, yanına oturdum. Elini tuttum okşadım, televizyonda saçma bir dizi vardı ama ne olduğunu bile hatıramıyorum. Saçlarını okşadım arkadan gelen anlamsız replikler eşliğinde. Ne kadar masum uyuduğuna şahit oldum, Ve yüzünde istemsizce atan kaslara baktım.. Seni sinir eden üzen olaylara bilendim tekrar. içimden saydım sövdüm.

Sonra elini üşüme diye yorganın içine koydum ve odandan çıkarken gece olurda kalkarsın, kalkarsan korkma diye banyo ışığnı açık bırakıp dışarı çıktım. Balkonda Beyaz Şarabımı içerken düşündüm, üşüyene kadar durdum körfeze bakıp. Uzaktan kıpraşan ışıklara, yoldan geçen arabaların farlarına, limanın ışıklarına baktım. Asfaltta çıkar araba latiğiklerinin seslerini dinledim. Varlığına şükrettim. Ben daha önce şükretmeyi hiç bilmedim.

Bunu sana bir veda olarak yazmıyorum. Aksine bir başlangıç olarak yazıyorum. İnsanlar teşekkür ve şükür işlerini nedense hep bazı olaylar bittiğinde yada ayrılıklarda yapıyorlar. Ben artık yapmıyorum. Zaman çok kısa, yaşam çok hızlı. O anda neyse o anda yaşanamalı. Ve ben veda etmiyorum artık şu hayatta, aksine her şeyi hoşgeldin diyerek kucaklıyorum. Direnmenin bana kötülük yaptığını biliyorum. Ne kadar önlem alırsam alayım sonunda o milyon ters ,ihtimalin geleceğini biliyorum. O yüzden gelsin gelen, balkarız bir çaresine nelere bakmadık ki bu zamana kadar.?

Yani sonuçta ezcümle tahtına hoşgeldin kadın. 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Macro > Micro

Kadın ve erkek düşünce bazında kesinlikle ters varlıklar. Hiçbir şekilde ortak noktaları yok. Tamamen farklı mantalite yürüten iki varlık. Kadın olayı incelerken  daha net daha mikro karar veiriken ,ise makro düşünür. erkek ise tam tersi daha makro düşünürken karar noktasında daha mikro düşünür. İşte erkeğin sıçtığı nokta tam olarak burada yatar.  Mesela bir erkek bir kadınla sevişmek istesin. başlar düşünmeye  -Nasıl olacak nereden girsem nasıl etsem.? Kadın nettir. Ya evet ya hayır. Başka ihtimal yoktur. Falan filan ile uğraşmaz kaderi çizilmiştir erkeğin gerisi teferuattır kadın için. Evet yada hayır der. Erkek orada sıçar işte mikroya bağlar. Evet ise sorun yoktur ama hayır ise cevap eyvah eyvah.  -Nasıl bu kararı değiştiririm diye kurcalar da kurcalar. Bir boka yarayacak haraket değildir, kadında aksine ters etki yapar.  - Abaza der, yavşak der, yılışık der. Kendini rezil eder erkek. Oysa baştan cevabı aldığında orda kesse konuyu daha değerli olacaktır. İşt...

Sırlar

Dedikodu. Bu toprakların ata sporu.  Kültürde yeri büyük. Mahallelerde ev kadınlarının kahve eşliğinde çevirdiği gıybet masalarından işyerinde kurumsal yavşaklık adı altında arkadan dolaşma seanslarında en çok kullanılan argüman. - Ay kıııız duydun mu Aysunun eşinin şeyi hihihih ayyy anla işte  'den - Ahmet senin proje hakkında şöyle dedi, bir dahaki toplantıya şöyle hazırlan ki gol yemeye kadar türlü türlü çeşitleri var Dedikoducu tüccar gibi aldığı lafı hemen satmak zorundadır John Jewel Doğru da demiş.  Alınca satacak onu, satmak zorunda yoksa el yakar, yük olur, sır olur.  Zaten sır ile dedikodu arasındaki fark dedikodunun kesildiği nokta daha doğrusu kişidir. İletişiin kesildiği yer sırrın muhafasasına başlar. Güvenilir olmak zor, insanlar sana gelecek anlatacak şişirecek seni. Sonra o yükler birikmeye başlayacak. Davul gibi olacaksın o sır seni şişirecek. İçselleşecek içinde, kanser gibi olacak. Sonra şüphe başlayacak.  - Lan acaba burada ağzımdan birşey k...