Ana içeriğe atla

Zorunda mıyam?



Ben çok anlatırdım kendimi. 

En detayına kadar, şunu şöyle yaptım şunu böyle yaptım diye. 

Sanki kendimim ispat etme zorunluluğum varmış gibi. 

Belki de korktuğumu böyle kapattım yada güvensizlik hissini böyle yenebildim. Yada hayatım boyunca taktir edilmeyi beklediğim kişilerden taktir gelmemesiydi sebebi. Ailem, sevgililerim daha geç zamanlarda eski eşim. Hiç hatırlamıyorum kendi kendime sıfırdan başarıp bir noktaya geldiğimde taktir edildiğimi. 

Fark ettim ki ben buradayım diye kendini parçalaman senin burada olduğunu başkasına göstermiyor. Sana saygı duyulmasını sağlamıyor. Kendini parçalasan, parça parça olsan, kan kussan da duyulmuyorsun.

Sen - Ben buradayım diye bağırdıkça aslında boşlukta daha fazla kayboluyorsun.

Peki  var mı gerçekten taktir edilmeye ihtiyacın? Fark edilmediğin hatta hapsolduğun dünyanda kendini anlatmak yerine neden yeni bir dünya kurmuyorsun kendine? Ben tam olarak bunu yaptım işte.

Önce iş yerimden başladım. Görünmez olduğum ofiste yeni bir dünya kurdum. Bıraktım kendimi anlatmayı görmek isteyen zaten görür sen kendini anlatmaya çalışmasan da. O duyar seni sen seslenmesen de. Kendime görünmez bir imparatorluk kurdum, sonra baktım ki ben çoğundan daha üstünüm birçok konuda, saygı duymayı bıraktım. 

Artık benim oyunumun içindelerdi ve ben ne istersen onu oynayacaklardı, Kendimi anlatmak? Hiç gerek yok. Saygı duymak? O ne ki? İnsanlara kendi silahları ile saldırmak daha da keyifli. Seçim yapmaya başladım sonra. Herkesle dışarı çıkmıyor herkesle oturup kalkmıyor herkese selam vermiyorum. 

Çünkü artık her şey tam tersi işliyor, başkaları yanıma geliyor dışarı çağırıyor vs. Ve gitmiyorum, seçiyorum artık. Tam bir deve diken hikayesi yani. 

Yada bitirdiğim evliliğim. 11 yıl boyunca bana defalarca yaptığım işleri gösterdiğim tutumları rutin görüp sanki onun için yapıyormuşum gibi davranması? Peki anlaması için verdiğim ama gidip dönmeyen zaman?  Bunun telafisi peki?

Kızımın bana - Baba sen Doktor, Aşçı, Tamirci, Tostçu demesi iltifat mı yoksa benim kendime yüklediğim yükün ispatı mı? 

Bırak seslenmeyi, sen zaten değerlisin. Kimseden taktir bekleme kimseyi memnun etmeye çalışma. Kendin ol sen kendini sevemezsen başkasını sevip mutlu edemiyorsun. Zaman kısıtlı ne yapıyorsan kendine. Kaybettiğin bir şey yok henüz, çok geç olmadan. 

Yarın yok, şimdi...

 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Macro > Micro

Kadın ve erkek düşünce bazında kesinlikle ters varlıklar. Hiçbir şekilde ortak noktaları yok. Tamamen farklı mantalite yürüten iki varlık. Kadın olayı incelerken  daha net daha mikro karar veiriken ,ise makro düşünür. erkek ise tam tersi daha makro düşünürken karar noktasında daha mikro düşünür. İşte erkeğin sıçtığı nokta tam olarak burada yatar.  Mesela bir erkek bir kadınla sevişmek istesin. başlar düşünmeye  -Nasıl olacak nereden girsem nasıl etsem.? Kadın nettir. Ya evet ya hayır. Başka ihtimal yoktur. Falan filan ile uğraşmaz kaderi çizilmiştir erkeğin gerisi teferuattır kadın için. Evet yada hayır der. Erkek orada sıçar işte mikroya bağlar. Evet ise sorun yoktur ama hayır ise cevap eyvah eyvah.  -Nasıl bu kararı değiştiririm diye kurcalar da kurcalar. Bir boka yarayacak haraket değildir, kadında aksine ters etki yapar.  - Abaza der, yavşak der, yılışık der. Kendini rezil eder erkek. Oysa baştan cevabı aldığında orda kesse konuyu daha değerli olacaktır. İşt...

Sırlar

Dedikodu. Bu toprakların ata sporu.  Kültürde yeri büyük. Mahallelerde ev kadınlarının kahve eşliğinde çevirdiği gıybet masalarından işyerinde kurumsal yavşaklık adı altında arkadan dolaşma seanslarında en çok kullanılan argüman. - Ay kıııız duydun mu Aysunun eşinin şeyi hihihih ayyy anla işte  'den - Ahmet senin proje hakkında şöyle dedi, bir dahaki toplantıya şöyle hazırlan ki gol yemeye kadar türlü türlü çeşitleri var Dedikoducu tüccar gibi aldığı lafı hemen satmak zorundadır John Jewel Doğru da demiş.  Alınca satacak onu, satmak zorunda yoksa el yakar, yük olur, sır olur.  Zaten sır ile dedikodu arasındaki fark dedikodunun kesildiği nokta daha doğrusu kişidir. İletişiin kesildiği yer sırrın muhafasasına başlar. Güvenilir olmak zor, insanlar sana gelecek anlatacak şişirecek seni. Sonra o yükler birikmeye başlayacak. Davul gibi olacaksın o sır seni şişirecek. İçselleşecek içinde, kanser gibi olacak. Sonra şüphe başlayacak.  - Lan acaba burada ağzımdan birşey k...

Teşekkür

O geceyi hiç unutmuyorum. Taşın üzerinde oturup, ayaklarımız sarkıtıp otelin önünde sigara içtiğimiz o geceyi. Sana ilk sırnaştığım gece gördüğünü anlattığın o rüyayı ve rüyanda gördüğün koridorda koşan o çocuğu. İlk balışlarından etkilenmiştim senin. Beni ilk cezbden şeyin aslında bakışların olduğunu sonradan fark ettim. O gözlerin ve göz hanende duran o 2 küçük siyah nokta. Unutmuyorum hiç birini, arabada oynaşmalarımızı, otoparkta gizli sevişmelerimizi ve öpüşürken karşımıza çıkan, son saniyede toparlanıp durduğumuzda asansöre binen amcanın birşeyi anlamasını ve olayı çözemediğini belli eden bakışlarını. Ve Gölyazıyı, elele gezmelerimizi ve burnuma çocukluğumu getiren keskin kömür kokusunu.  O kadar çok  duyguyu unutmuşum ki, hepsini geri kazanırken yaşadıklarımı unutmuyorum. Her anı hafızamda yer eden,derinlerde kalmış ama muhafaza ettiğim heyecanların geri gelmesini sağlayan geri yükleme noktaları gibi.  Sen huzurlu şekilde çalışırken seni rahatsız etmelerim, sana at...